Saat
  Telefon  +90 538 941 18 31
 E-Mailinfo@narkendinol.com
 AdresGoogle Maps Adres
 TakvimAtölye Etkinlik Takvimi
           ANASAYFA   HAKKIMIZDA   BASINDA NAR KOGA   RÖPORTAJ   FOTOĞRAFLAR   VİDEOLAR   RADYO YAYINI   NAR BLOG   ÖN KAYIT 
Öznur YILMAZ BERK
oznuryilmazberk@hotmail.com
İÇİMİZDE Kİ ÇOCUK BİZE NE DİYOR ?
23/04/2014
 Hepimiz yaşamlarımızda bir çok durumlarla karşı karşıya geliyor, deneyimler yaşıyoruz.
 
Hikayelerimiz ne kadar birbirinden farklı olsa da yaşanılan duygularımız aynı aslında nefret, üzüntü, çaresizlik karşısında ki acı,kızgınlık,kaybetmek,değersizlik,acizlik pişmanlık,öfke,haksızlık,suçluluk tüm bu duyguları yaşarken bir yandan da mutluluk,sevinç,huzur,özgürlük sevgi ve aşkı da beraberin de yaşayabiliyoruz.

Ne var ki şimdi sorsam size muhtemelen hayatınızda yaşadığınız mutlu anların çok az olduğunu söylersiniz. Peki ne oluyor da mutluluğu az ,mutsuzluğu daha fazla yaşıyoruz her ikisi de duygu ise ve her ikisini de biz yaşayabiliyorsak ne oluyor bu sistem nasıl işliyor hiç düşündünüz mü?
 
Başarılı olan bir kimse başarısızlığa odaklandığında neden defalarca her sunduğu proje red cevabını alıyor,yada her iş başvurusunda olumsuz sonuçlanıyor. Bazılarımız der ki plak dönüp duruyor ve ben tam oldu dediğimde. aynı şeyi tekrar yaşıyorum. Hepimiz bu kısır döngüyü yaşamışızdır. Hayatımızda hayat ilişkiler bütünü dersek bu ilişkileri beceremediğimizden mi kaynaklanıyor dersiniz...
 
Şimdi birlikte kendimize bir bakalım,duygularımıza,hislerimize neler var içimizde neler biriktirmişiz bugüne kadar ,peki bu biriktirdiğimiz duygular bize ne kazandırmış bir kar zarar tablosu yapsak sanıyorum hepimiz iflas etmiş oluruz. 

Şimdiye kadar biriktirdiğimiz duygularımız ,bize ait olmayan sorumluluklarımız farkında mısınız nasıl ağırlık yapıyor bize.

Belki şimdiye kadar yaptığımız tüm şikayetlerin asıl sebebi aslında kendimiz biz başkasına kızdığımız sanırken aslında kendimize kızmışız,başkasına sevmiyorum derken aslında kendimize seni sevmiyorum demişsiz,nefretimiz ,öfkemiz aslında hep kendimize...

Hayat bir ayna olsa tüm ilişkilerimiz bizi yansıtıyor bunun farkında mısınız...Birilerini ret ederken annemizi,babamızı ret ederken,onlara kızarken kendimizi özümüzü ret ediyoruz aslında.
 
Tüm duygularımız bizim parçalarımız. İşte bunu fark ettiğimiz anda değişim başlıyor. Hepimiz küçük bir çocuktuk. O zaman dünyaları yaratan biz değil miydik,her istediğimizi almamızı bilen, acıktığımızda avazımız çıktığı kadar bağırıp isteğimizi sonunda alan,canımız istemediğimizde hayır diyebilen biz değilmiydik. Ne oldu neden şimdi hayır demeyi unuttuk hayır demenin kendimize dediğimiz evet olduğunu unuttuk,biz mi unuttuk,unutturuldu mu ? tartışılır. 

Yaşam seçimlerimizden oluşur

Yaşam seçimlerimizden oluşur buna ne kadar katılıyorsunuz bilmiyorum örnek vermek gerekirse yola çıktınız gideceğiniz yer de belli fakat oraya ne ile gideceğiniz,hangi yoldan,sokaktan gideceğiniz size bağlı sizin kararlarınıza,sizin seçimlerinize öyle değil mi? 

Peki bu seçimleri neye göre yapıyoruz şimdiye kadar yaşamış olduğumuz deneyim ve tecrübelerimizden öyle değil mi, o deneyimlerin bazıları bizim gözlemimiz bazıları ve bir çoğu aslında sonradan öğrenilmiş veya bize yapıştırılmış kalıplarımızdan gelir.
 
İşte hayatımızın sorumluluklarını almadan ve kabul etmeden,içimizde biriken öfkeler,kızgınlıklarla bir adım öne iki adım geriye gideriz.İstemediğimiz durumlarda defalarca tekrar tekrar buluruz kendimizi.
 
Öyleyse önce sorumluluklarımızı almamız gerekiyor,sonra yaptığımız hatalarımızı ,yanlışlarımızı kabul etmek  kendimizi olduğumuz gibi sevmek ,önce kendimize seni seviyorum diyebilmeliyiz,her koşulda ve her durumda tıpkı bir bebeğe dediğimiz gibi... İçimizde ki ben’e seni seviyorum,beni affet bugüne kadar seni dikkate almadım,senin sesini duymadığım için senden özür diliyorum demeli ve bizi biz yaptığı için ona teşekkür etmeliyiz.İçimizde bizi oluşturan her parçamızdan özür dilemeli,affetmeli ve teşekkür etmeliyiz.
 
Yaşam bizim sahnelediğimiz bir oyun bu oyunda kendimiz olmayı unutup ,çocuk halimizde ki bizi unutup sonradan başkalarından deneyimlendiğimiz duygularımızdan özgürleşmeli,kendimizle barışıp
Kendi değerlerimizle var olmalı sevgi ile kabul edip kucaklamalıyız kendimizi.
 
Tanrının bize armağan etmiş olduğu gücümüze sahip çıkarak, mükemmel ve tam olduğumuzu bilerek mükemmelliği dışarıda değil içimizde aramalıyız.Farkında olursak korkularımızdan kendi engellerimizden kurtulur,sınırlarımızı kaldırırsak her yaşadığımız olayda sevgiyi görmeyi başarırsak nasıl ilerlediğimize inanamayacaksınız.
 
Geçmiş yaşandı ve bitti .Şimdi yeniye geçme zamanı ve bu oyunu istediğiniz yaşam oyun ununuzun kurallarını siz koyacaksınız.Şimdi bu andasın ve yaşam seni bekliyor nasıl oynamak istiyorsan rolünü oyna o sana ,istediğini vermeye hazır.
 
Sevgi en büyük silahımız kalpleriniz sımsıcak sevgi ile dolsun.

Sevgi ile kalın.


Öznur Yılmaz BERK



Paylaş | | Yorum Yaz
1739 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

MANDALA NEDEN GÜNÜMÜZDE KONUŞULMAYA BAŞLANDI ? - 07/11/2014
Stefano D'Anna Anısına - 19/10/2014
EFT Duygusal Özgürleşme Tekniği ile gelen Şifa 2 - 22/07/2014
EFT Duygusal Özgürleşme Tekniği ile gelen Şifa - 21/07/2014
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın